13

sayı 135/2016

lokasyonları açısından Boğaziçi Üniversitesi Kandilli 

Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (BÜ-

KRDAE) ve AFAD Deprem Dairesi katalogları 2005 

yılı Türkiye sınırları içinde oluşmuş depremler 

açısından öncelikli kabul edilmiştir (Kalafat vd., 

2011). Bu kabulün sebebi söz konusu iki kurumun 

deprem izleme şebekelerinin 2005 yılı ve sonrası 

güvenilir deprem çözümleri açısından yeterli 

düzeye gelmeleri varsayımıdır. Türk kara sınırları 

içinde oluşan depremler için BÜ-KRDAE ve AFAD 

kataloglarının yetersiz kaldığı durumlarda belli 

zaman aralıklarına göre öncelik verilen ulusal ve 

uluslararası diğer katalog bilgileri dikkate alınmıştır. 

Türkiye sınırları dışında kalan depremler için 

özellikle ISC (International Seismological Centre) ve 

EMSC (Euro-Mediterranean Seismological Centre) 

katalogları bütünleştirilmiş aletsel deprem kataloğu 

için öncelikli sayılmıştır. Bütünleştirilmiş aletsel 

katalog, büyüklük açısından özellikle 1900 – 1976 

yılları arasında öncelikle yüzey dalgası büyüklüğünü 

(M

s

) güvenilir olarak kabul etmiş, 1976 ve sonrası 

depremler için ise M

w

 tercih edilmiştir. Katalogda, 

bu öncelikleri sağlamayan depremler için yerel 

büyüklük M

L

, cisim dalgası büyüklüğü mb ve süreye 

bağlı büyüklük Md dikkate alınmıştır. M

w

 değerleri 

için İP1 grubu Harward Global CMT katalog 

bilgilerini kullanmıştır. Farklı büyüklük türlerini 

içeren bütünleştirilmiş kataloğun M

w

 cinsinden 

homojen hale getirilmesi için ampirik büyüklük 

dönüşüm bağıntıları oluşturulmuştur (Kadiroğlu ve 

Kartal, 2016). Bu amaçla bütünleştirilmiş katalogda 

M

w

 olarak verilen depremlerin taslak katalogdaki 

karşılıkları bulunmuş, daha sonra farklı regresyon 

yöntemleri kullanılarak M

w

-M

s

, M

w

-ML, M

w

-m

b

 ve M

w

-

M

d

 ampirik bağıntıları hesaplanmıştır. Bu bağıntılar 

bütünleştirilmiş kataloğun M

w

 cinsinden homojen 

hale gelmesi için kullanılmıştır.

Büyüklük cinsinden homojen hale getirilen aletsel 

deprem kataloğu üzerinde İP2 (deprem tekerrür 

modelleri) çalışmaları için İP1 kapsamında 

kümesizleştirme işlemi de yapılmıştır. Bu çalışma 

sırasında farklı kümesizleştirme yöntemleri 

detaylı bir şekilde incelenmiş ve hassaslık 

analizleri yapılmıştır. Hassaslık analizleri, 

çeşitli kümesizleştirme yöntemlerinin deprem 

kataloğuna tatbiki sonrası çok farklı sonuçlar 

ortaya koyabileceklerini göstermiştir. Bununla 

beraber Türkiye sınırları içinde meydana gelmiş 

moment büyüklüğü M

w

 ≥ 6.5 olan ve birçok 

istasyon tarafından kaydedilmiş 15 depremin farklı 

kümesizleştirme yöntemleri sonucu elde edilen 

kümeleri incelenmiş, Gardner ve Knopoff (1974) 

kümesizleştirme yönteminin en makul sonuçları 

verdiği gözlenmiştir. Bu kapsamda tüm deprem 

kataloğuna bu yöntemle kümesizleştirme işlemi 

yapılmıştır.

İP2, deprem kaynağı modelleri ile ilgili iki ayrı 

yaklaşım izlenmiştir. Bu yaklaşımlar sırasıyla 

alansal kaynak ile çizgisel ve mekânsal 

düzleştirilmiş kaynak modellerdir. Proje 

çerçevesinde bu iki yaklaşımın kullanılmasının 

ana sebebi sismik kaynaklarla ilgili model 

(epistemik) belirsizliğin olabildiğince tutarlı bir 

şekilde olasılıksal deprem tehlikesi hesaplarına 

yansıtılmasının amaçlanmasıdır. Alansal kaynak 

modelinde aktif sığ kabuk içi ve dalma-batma 

bölgesini (arayüz ve dalan levha içi) temsil eden 

deprem kaynakları dikkate alınmıştır. Dalma-batma 

bölgesi deprem kaynağı Girit ve Kıbrıs dalma-batma 

bölgelerindeki depremselliğin tehlike hesaplarına 

aksettirilmesini hedeflemiştir. Her bir alansal 

kaynak için hesaplanan deprem tekerrür modelinde 

en büyük deprem (M

maks

) tanımındaki model 

belirsizliğini dikkate almak için İP1 kapsamında 

elde edilen sonuçlar değerlendirilerek üç farklı 

maksimum deprem büyüklük seviyesi belirlenmiştir. 

Bu büyüklük seviyeleri mantık ağacı uygulamasında 

farklı ağırlıklar ile tehlike hesaplarına dâhil 

edilmiştir. Aynı şekilde hem aktif sığ kabuk içi, hem 

de dalma-batma bölgelerinde (arayüz ve dalan levha 

içi) oluşan depremlerdeki derinliğe bağlı belirsizlik 

mantık ağacı uygulamasında üç ayrı derinlik 

seviyesi ile dikkate alınmıştır. Alan kaynak tekerrür 

modelleri Gutenberg-Richter modeli esas alınarak 

hesaplanmıştır. 

Çizgisel ve mekânsal olarak düzleştirilmiş (arka 

plan) sismik kaynak modeline bağlı deprem 

tekerrür modelleri için İP1 tarafından verilen diri 

fay parametreleri dikkate alınmıştır. Çizgisel (fay) 

kaynağın sismojenik derinlik ve eğim açısına 

göre hesaplanan 15 km’lik izdüşümü içinde M

w

 

≥ 6 olan depremler doğrudan fay ile ilgili deprem 

tekerrür modelinde kullanılmıştır. Söz konusu 

sabit kuşak genişliğinin M

w

 ≥ 6 olan depremlerin 

dış merkezlik lokasyonlarındaki belirsizliği dikkate 

aldığı varsayılmıştır. Fay ile ilgili tekerrür modeli 

olarak fay segmentinde toplam sismik momenti 

koruma prensibine dayalı üstel kesilmiş model 

(Youngs ve Coppersmith; 1985) kullanılmıştır. Bu 

modelin tatbikinde en büyük deprem büyüklüğü İP1 

tarafından fay segmentlerine atanan maksimum 

büyüklük değeri olarak kabul edilmiştir. Bu varsayım 

ile fay kaynaklarda M

maks

 için epistemik belirsizlik 

göz önüne alınmamaktadır. Bu depremlerin dışında 

kalan ve diri faylarla eşleştirilemeyen depremler 

ise mekânsal olarak düzleştirilmiş sismik kaynak 

modeline ait tekerrür modeli ile sismik tehlike 

13

makale